TR EN RU
Kampanylarımızdan haberdar olmak için e-bültenimize kayıt olabilirsiniz

Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun: Unutulmayan 5 Sembol Türk Kadını

8 Mart Dünya Kadınlar gününe özel unutulmayan 5 sembol Türk Kadını!
Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun: Unutulmayan 5 Sembol Türk Kadını

First Lady: Latife Hanım

Latife Hanım

Latîfe Uşakî ya da nüfûs kayıtlarına göre Latîfe Uşaklı, 17 Haziran 1898 yılında İzmir’de doğmuştur. 29 Ocak 1923 - 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır. "Uşaklıgil" âilesine mensuptur ve ünlü yazar Hâlit Ziyâ Uşaklıgil ile kuzendir. İzmir’in tanınmış ailelerinden gelen Latife Hanım, Uşakîzâde Köşkü'nün bahçesinde bulunan "camlı köşk"te ilkokulu, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde ortaokulu ve liseyi okumuştur. Paris'te Sorbonne Üniversitesi’nde siyâset ve hukuk eğitimi alan Latife Hanım, Londra'da dil öğrenimi görmüştür. İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Almanca bilen ve Mustafa Kemal ile kadın erkek eşitliği hakkında sürekli konuşan Latife Hanım eşitlik anlayışının öncüsüdür.

 

İlk Kadın Öğretmen: Fatma Refet Angın

Fatma Refet

18 Mart 1915'te Gelibolu'da dünyaya geldi. İlk okul deneyimini mahalle mektebinde yaşadı fakat bu deneyimi yalnızca iki gün sürdü. Okuma yazmayı annesinden öğrendi. Cumhuriyetin ilanı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla birlikte Gelibolu'da açılan Cumhuriyet Okulu sınavını kazandı. Karma eğitim verilen bu okulda, resmi eğitimine üçüncü sınıftan başlayarak devam etti. Eğitimi devam ederken Angın, öğretmen olmaya çoktan karar vermişti. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı olarak Gelibolu'ya geldiğinde, yaygın anlatıya göre, Angın'la karşılaşınca "Büyüyünce ne olacaksın?" diye sormuş ve o zamanlar küçük bir çocuk olan Refet Angın "öğretmen" cevabını vermiş. Tüm hayali ve hayatını öğretmen olmaya adayan Angın 1936 yılında mezun olmuştur. Angın Gelibolu Ortaokulu, Biga Ortaokulu, Bursa Kız Lisesinde tarih öğretmenliği yaptıktan sonra Antakya Kız Meslek Lisesi Müdürü oldu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü Yüksek Kısım Şefliği; Gaziantep, Balıkesir ve Kız Meslek Lisesi müdürlüklerinde de bulundu. 12 Eylül askeri darbesinin ardından, 24 Kasım'ın Öğretmenler Günü olarak belirlenmesiyle ilk öğretmenler gününde yılın öğretmeni seçildi.

 

İlk Kadın Savaş Pilotu: Sabiha Gökçen

Sabiha Gökçen

Sabiha Gökçen 1913 yılında Bursa'da doğdu. Babası ve annesinin ölümünün ardından 1925 yılında Bursa'yı ziyaret eden Atatürk tarafından evlat edinildi. Sabiha Gökçen'e "Gökçen" soyadı, henüz havacılıkla ilgisinin olmadığı 1934 yılında soyadı kanununun çıkmasıyla Atatürk tarafından verildi. 1936'da Eskişehir Askeri Hava Okulu'na girdi ve burada aldığı özel eğitimden sonra askeri pilot oldu. 1937 yılında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın da katıldığı bir törenle kendisine Türk Hava Kurumu Murassa (İftihar) Madalyası verildi. 30 Ağustos 1937'de askeri uçuş brövesi aldı. 1953 ve 1959'da davet üzerine ABD'ye giden Sabiha Gökçen, Türk toplumu ve Türk kadınını tanıttı. 1996'da havacılık kariyerinin en büyük ödülünü aldı. Amerikan Hava Kurmay Koleji'nin mezuniyet töreni için düzenlenen Kartallar Toplantısı'nın onur konuğu olarak katıldığı Maxwell Hava Üssü'nde ki törende "Dünya Tarihine adını yazdıran 20 Havacıdan biri" seçildi. Gökçen bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın havacı oldu. Son uçuşunu 1996'da 83 yaşında iken Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde Falcon 2000 uçağıyla yaptı.

İlk Kadın Fotoğrafçı: Semiha Es

Semiha Es

Semiha Es. 1912 İstanbul doğumludur. Yaklaşık 50 yıl savaş ve gezi fotoğrafçılığı yapmıştır. Ona “Dünyanın ilk kadın savaş fotoğrafçısı” olma unvanını eşiyle beraber gittiği Kore’de çektiği savaş fotoğrafları kazandırmıştır. Kendisi ve eşi Türkiye’nin Kore’deki gözü ve kulağı olmuştur. Ayrıca Vietnam Savaşı’nda ve Ruanda’daki iç savaşta da savaş foto muhabiri olarak görev yapmıştır. Kendisi böylece Dünyanın İlk Kadın Savaş Foto Muhabiri olmuştur. Semiha Es bir röportajında savaş ortamında yaşadıklarını: “Savaşta yaşadıklarım ve gördüklerim, özelikle insani açıdan çok derinden etkiledi beni. Siyasilerin çıkar çatışmaları arasındaki o savaşta, sivillerin düştüğü durumu ve zulmü görmek çok zor ve acı bir tecrübeydi benim için. Yarım yüzyıl fotoğraf makinesini elimden hiç düşürmedim.” Demiştir. Bir asırlık ömrüne yüzlerce fotoğraf sığdıran, adını tüm dünyaya duyuran Semiha Es 11 Aralık 2012’de hayata gözlerini yumdu.

İlk Müslüman Kadın Oyuncu: Afife Jale

Afife Jale

Afife, İstanbul Kadıköy’de, 1902’de, Methiye Hanım ve Hidayet Bey’in üç çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin çocuğuydu. Afife’nin çocukluk hayallerini hep tiyatro süsledi. İstanbul Kız Sanayi Mektebi’nde eğitim görüyordu; ancak aklı yine tiyatrodaydı. Ancak Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkması yasaktı. İşte tam da böyle bir zaman diliminde 10 Kasım 1918’de, Darülbedayi’nin tiyatro kursları için açtığı sınava girdi.

Yasak hala devam ediyordu. Ancak Darülbedayi, Müslüman kadınların sadece kadınlara özel gösterilerde yer alacağı gerekçesiyle açmıştı bu sınavı. Elbette hayallerinde tiyatro sahnelerinden inmeyen Afife, bu sınavı kazandı. Darülbedayi’ye kabul edilen 5 Müslüman kadından biriydi. Hüseyin Suat, “Yamalar” adlı oyunu sahneye koymuştu ve “Emel” karakterini Eliza Binemeciyan adlı bir yabancı oyuncu oynuyordu. Oyunun 13 Nisan 1919’da Kadıköy’deki Apollon Sineması’nda ilk gösteriminin yapılması bekleniyordu. Sonra bir gün Eliza’nın Paris’e gitmesi gerekti ve onun yerini dolduracak bir kadın oyuncu arayışına düşüldü. Bir sınav düzenlediler; sonsuz arzusu ve yeteneğiyle bu sınavı kazanan kişi elbette Afife idi. Jale takma adını kullanarak ilk kez sahnedeydi Afife; göz dolduruyordu. Performansının ardından insanlar neredeyse avurtları çatlayıncaya kadar alkışladılar onu. Gerçek bir sanatçı olmak için ilk adımını atmıştı. Ertesi hafta Şehir Tiyatrosu ilk kez polis tarafından basıldığında Afife “Tatlı Sır” oyunundaki rolü için sahnedeydi. Polisleri çok erken fark eden Ermeni bir oyuncu, Kınar Hanım, onu aldı ve bahçeye doğru kaçırdı. Bu ilk seferdi ve kurtulmuştu. Ancak belli ki son olmayacaktı. Bu baskınlar devam etti. Tiyatro bir kez daha basıldığında Afife bu kez “Odalık” adlı oyununu sahneliyordu. Çok mutluydu. Ancak dönemin şartlarının gerekliliğine ters düşen bir mutluluktu onunki. Bu kez de makine odasına kaçırılarak kurtarıldı Afife. 27 Şubat 1921’de, Dahiliye Nezareti’nin bir buyruğu ile belediye, Darülbedayi’nin yönetim kuruluna 204 sayılı bildiriyi gönderi: “Müslüman kadınlar kesinlikle sahneye çıkmayacak”. Bu bildiri sonunda Afife’nin ücretli görevine son verildi. Ne parası ne de kalacak yeri vardı ve gözü hala tiyatrodaydı. Birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu’da sahneye çıktı. Ardından Fikret Şadi’nin Milli Sahnesi’yle birçok şehirde temsiller verdi. Ancak hala özgür değildi tabii. 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle değişenler arasında Türk kadınlarının sahneye çıkma yasağının ortadan kaldırılışı yazıyordu. Artık özgürdü Afife. Çekinmeden, korkmadan hep tiyatro yapabilirdi. 24 Temmuz 1941’de, hastanenin morfinmanlar bölümünde, hayata gözlerini kapadı. Henüz 39 yaşındaydı. Yaşadığı acı yüklü hayatın içinde, tutkularından vazgeçmeyen, ama doğru ama yanlış geçtiği her yolun sorumluluğunu alan bir Afife Jale geçti bu dünyadan…

Tarih: 01 / 03 / 2019
MALL OF ANTALYA
© 2018 MOA Blog. Tüm hakları saklıdır.